bu sabah hapşırdım ve sonrasında sessizlik oldu.
aynı koltukta oturuyoruz. benim kullandığım çatal illa ki denk geliyordur sana. benim kaşığımla da şurup içiyorsundur mesela. aynı ahizeye konuşuyoruz sırasıyla. bir de bu sabah aynı zeytin kabından yedik, sen de fark ettin zaten bunu. sen yerine bıraktın, ben bıraktığın yerden aldım. eskiden, ne bileyim, eskiden küçük temaslardan çekinmiyorduk. şimdi sanki yolda yürürken çarpışsak, pardon diyecek hale geldik. ama dur, burada özürleri ben dilerim. sen hiç özür dileyecek hale "düşmezsin".
ben kötü biri değilim. ucunda sen varsan ben özür de dilerim. haklıysam da dilerim. gururumla kahvaltı yapamıyoruz ya da sarılamıyoruz. ya da yeni öğrendiğim saçma sapan şeyleri dinletemiyorum ona. neyse işte, gerek yok ona işte. sen de kötü biri değilsin, biliyorum. sen hapşırsan ben çok yaşa derdim sana.
ama senin sen de gör diyeceğinden emin değilim.
sen yine de çok yaşa, olur mu?
0 yorum:
Yorum Gönder